« Önceki |

9/10/2007

SENSORY İNTEGRATİON-DUYU BÜTÜNLEME

DUYU BÜTÜNLEME TERAPİSİ (Sensory Integration Therapy-SI)

Çevremizdeki uyaranlar ve duyu organları yolu ile algıladığımız bilgiler bizim çevremizi ve kendimizi tanımamızı sağlar. Bu bilgileri bir araya getirerek bütün oluşturmak yani bilgiyi işlemek ve kullanmaya hazır hale getirmek duyu bütünlemesi olarak adlandırılır ve bütün bu oluşum merkezi sinir sistemi tarafından kontrol edilir. Bir tek duyudan alınan mesajlar öğrenmemiz için yeterli değildir. Bütün duyularımızı kullanarak algılamaya ve algılanan mesajlar arasında ilişki kurmaya ihtiyaç vardır. Örneğin dokunma duyusu ile alınan mesajlar görmeye, görme duyusu ile alınan mesajlar dengeye vücudun farkında olunmasına bu da öğrenmenin gerçekleştirilmesine yardımcı olur.

Mesajlar arasında bağlantı kurulması yani duyu bütünlemesi sayesinde beynimiz bizim çeşitli becerileri kazanmamızı ve görmemizi sağlar.

Duyu bütünleme süreci

SAFHA 1

  • TAKTİL: Dokunma duyusu

Vücudumuzun 2 türlü dokunma algısı vardır:
1.Savunma sistemi: Ağırlığa veya beklenmedik dokunmalara karşı cevabımızı oluşturur.
2.Ayırım yaptırıcı sistem: Çevremizdeki eşyalara dokunarak haklarında bilgi sahibi olmamızı veya öğrenmemizi sağlayan çevresel uyaranlara cevabımızı oluşturur.

Duyu bütünleme değerlendirmesinden bizim çıkarmak istediğimiz:
1. Kişinin dokunmaya karşı tepkisi
2. Kişinin değişik dokunma yüzeylerini ayırıp ayıramadığı

  • VESTİBULER: Denge

Vücudumuzun yerçekimine karşı pozisyonunu belirleyen sistemdir. Vücudumuzun alan içerisinde nerede olduğu hakkında bilgi verir.

Duyu bütünleme değerlendirmesinde bizim çıkarmak istediğimiz:
1.Kişinin harekete ve yerçekimine karşı duyarlılığı az mı çok mu?
2.Yerçekimi ve hareketten gelen verileri kişi doğru şekilde analiz edip uygun pozisyonu yerine getirebiliyor mu?

  • PROPREOSEPSİYON: Derin duyu

1.Kas, tendon, bağlar ve eklemlerden gelen bilgileri verir.
2.Vücut parçalarımızın pozisyonu hakkında bilgi verir.

Duyu bütünleme değerlendirmesinden bizim çıkarmak istediğimiz:
Kişi, kendi vücut bölümleri ve pozisyonu hakkında ne kadar bilgi sahibi?

  • OLFAKTUAR: Koklama duyusu

Kokuların duygularımız üzerinde etkisi olduğu görülüyor. Muz ya da bal kokusu bize “hoş ve yenilebilir" duygusu verirken; duman veya gaz kokusu “hoş olmayan ve zarar verici" duygusu uyandırıyor.

  • GÖRME DUYUSU

Bizim görsel becerilerimiz görme yeteneğimize bağlıdır ve bu da gözlerimizi uygun bir şekilde kontrol edebilmeyi ve göz kaslarımızı verimli bir şekilde kullanabilmeyi gerektirir.

Duyu bütünleme değerlendirmesinde bizim çıkarmak istediğimiz:
1.Kişinin göz kaslarını kontrol edebilme düzeyi
2.Görsel algı becerileri

  • İŞİTME DUYUSU

İşitme duyma işlevinin gerçekleşmesidir. Bazı insanların işitme mekanizmalarında problemler ortaya çıkar; çok iyi duyamayabilirler. Bu işlevin uygun bir şekilde gerçekleşmesi çevremizle iletişime geçmemizde çok önem taşır. Bazı insanlar seslere diğerlerinden daha fazla hassastırlar. Bu aşırı hassasiyet bireylerin kişilik özelliklerini etkileyebilir.

SAFHA 2

  • VÜCUT PLANI

Vücut planı, her vücut parçasının pozisyonunu, birbiri ile ilişkili pozisyonlarını, hareket potansiyellerini bilmemizi sağlar. Beynimiz kendi vücut planımızla ilgili farkındalığımızı geliştirmek için taktil, vestibular, vizüel ve proprioseptif mesajları bir araya getirip bütünler.

Duyu bütünleme değerlendirmesinde bizim çıkarmak istediğimiz:
Kişinin hareketini planlayacak yeterlilikte vücut planını geliştirip geliştirmediğidir.

  • REFLEKSLERİN OLGUNLAŞMASI

Refleksler motor hareketlerin en basit ve temel halidir. Duyu bütünlemesi olarak bizi en çok ilgilendiren ATNR ve TLR refleksleridir. Bu refleksler normal olarak 4-6 ay arasında görülürler. Daha üst seviyeli ve daha kompleks hareketlerin gelişebilmesi için bu reflekslerin inhibe olması gerekir.

Proprioseptif ve vestibular bütünleme bu reflekslerin olgunlaşmasını ve böylece vücudumuzu yerçekimine karşı uygun şekilde hareket ettirmemizi sağlar.

Duyu bütünleme değerlendirmesinde bizim çıkarmak istediğimiz:
Kişinin anti-gravite postürlerine karşı uygun vücut pozisyonunu geliştirme yeteneği

15/8/2007

ERKEN MÜDAHALE PROGRAMI- otizm

Program - Temel Becerilere Odaklanılması:

dikkatini insanlara yöneltme; istekleri yerine getirme; taklit etme;
çevrede olan bitene –özellikle insanlara- dikkat etme. Sözel ve hareket taklidi; dil; oyuncaklarla işlevsel ve sembolik oyun; sosyal etkileşim
Destekleyici Öğretim Ortamı: dikkati toplama ve dağınıklığı azaltmaya yönelik bire-bir oldukça yapılandırılmış ortamda temel becerilerin öğretilmesi
Genellemenin Öğretilmesi: Yapılandırılmış ortamın giderek zayıflatılması ve öğrenilen becerilerin daha doğal –sosyal ortamlara genellenmesi.
Problem Davranışlara İşlevsel Yaklaşım: çocuğun ilgilerini zenginleştirmek ve tercih ettiği etkinliklerle ilgilenmek ve yapılandırılmış bir ortam sağlamak problem davranışların azalmasına yardımcı olur. Sergilenen herhangi bir problem davranış, hizmet ettiği işlevler açısından değerlendirilir (istemediği şeyi yapmaktan kurtulmak gibi); uygun davranışı destekleyici ortam sağlamak; başetme becerilerini öğretmek
Anaokulundan anasınıfına ve ilkokula geçiş: Sınıf ortamında olabildiğince bağımsız olabilmesini sağlayacak becerileri öğretmek (yetişkinlerin isteklerini yerine getirmek, sıraya girmek, yönergeleri dinlemek, etkinlikler sırasında sessizce oturmak, sırasında ilerlemek, kullanılan materyalleri yerine koymak, temel ihtiyaçlarını ifade etmek)

Aile Ortamı: Tedavi yöntemlerini aileye öğretmek; aile destek grupları; başetme becerileri
Yoğun Müdahale: Özel gereksinimli diğer çocuklardan daha yoğun bir program (okulda ve evde)
Diğer Unsurlar: konuşma terapisi; iş terapisi; sosyal beceri öğretimi; bağımsız girişim ve karar verme becerileri

27/4/2007

DRAMA/2

Örneğin bir dans çalışmasına başlamadan önce

 “Şimdi size bir parça dinleteceğim. İstediğiniz gibi dans edebilirsiniz. Ben davula

vurduğum zaman herkes olduğu yerde, hiç hareket etmeden duracak. Sonra müzik

başlayınca devam edecek. Davula yine vurunca yine duracaksınız” şeklinde onlardan ne

istendiği açıkça anlatılmalıdır.Çocukların anlamadığı düşünülürse yönerge birkaç kez

tekrar edilebilir. Eğitimci model olarak ta onlardan ne istediğini anlamalarını

sağlayabilir. Gerekli açıklama yapılmadan çalışmaya geçildiğinde çocuklar serbest dans

ederlerken eğitimcinin davula vurduğunu duymayabilirler; davula vurmakla ne demek

istediğini anlamayabilirler; müzik tekrar başladığında ne yapacaklarını bilemeyebilirler.

Bu şekilde çalışma da istenen amaca ulaşamaz, başarılı olamaz.

 

Müzik etkinliklerinde materyaller çocukların çok fazla ilgilerini çeker. Özellikle müzik

aletlerine dokunmak, onlardan ses çıkarmak engelli çocukların çok hoşuna gider. Bu

nedenle materyallerle çalışırken çocuklara materyallerle tanışmaları, onlara

dokunmaları, ses çıkarmaları için yeterli zaman ve fırsat tanınmalıdır. Eğer bu aletlerle

ilk kez karşılaşıyorlarsa nasıl kullanılacağı anlatılmalı, gerekiyorsa elle rehberlik ederek

veya model olunarak öğretilmelidir.

düzeyi,

Şarkı çalışmalarından önce mutlaka nefes açma çalışmaları yapılmalıdır. Nefes açma

çalışmalarının drama şeklinde yapılması etkinliğin daha kalıcı, daha eğlenceli, daha

akıcı olmasını sağlayacaktır. Drama şeklinde yapılan bir nefes açma çalışmasına şöyle

bir örnek verilebilir:

Etkinliğin Amacı: Nefes açma çalışması

Etkinliğin Adı: Minik Rüzgarlar

Materyal: Pinpon topu, tüy, pamuk parçaları, şifon kumaş parçaları veya eşarplar…

Uygulama: Eğitimci ve çocuklar ayakta bir halka oluştururlar. Eğitimci öyküyü anlatır.

Öykü içinde geçen hareketler birkaç kez tekrar ettirilmelidir.

Siz bebek rüzgarların öyküsünü biliyor musunuz? Bebek rüzgarlar doğduklarında çok

küçük ve güçsüz olurlarmış. Bu nedenle de büyük rüzgarlar gibi güçlü bir şekilde

esemezlermiş. Annelerine, babalarına, abla ve ağabeylerine bakıp onlar gibi esmek,

yerdeki yaprakları havalandırmak, insanların şapkalarını uçurmak, ağaçları sağdan

sola sallamak isterlermiş. Ama henüz küçük oldukları için bunları yapamazlarmış.

Anne-babaları onlara “acele etmeyin, büyüyünce siz de bunları yapabileceksiniz”

derlermiş ama bebek rüzgarlar sabırsızlanırlarmış. Bunun için de gizli gizli

çalışırlarmış.

Güçlü olmak için öncelikle çok güzel uyurlarmış. ( Çocuklar sırtüstü pozisyonda yere

yatırılırlar). Çok derin ve güzel uyuyunca güçleneceklerini düşünürlermiş. Bunun için de

uyurken derin derin nefesler alıp verirlermiş. Bir elinizi karnınıza koyun, diğer elinizi

göğsünüzün üzerine koyun. Bakalım biz de iyi nefes alıp veriyor muyuz?(Yerde sırtüstü

yatar pozisyonda iken derin nefes alıp vermeleri ve elleri ile bunu hissetmeleri sağlanır).

Sonra sabahları erkenden kalkıp sabah cimnastiği yaparlarmış. (Ayağa kalkarlar).

Kollarını yukarıya uzatarak ciğerlerine hava doldururlarmış. (Çocukların kollarını

mümkün olduğunca yukarıya uzatarak ayak ucunda yükselmeleri sağlanır).

Çocuklara pamuk parçaları, tüyler, pinpon topları, şifon eşarplar verilir. Her çocuğa bir

materyal verilmesine dikkat edilir.

Sabah cimnastiği bitince çalışmalara başlarlarmış. Ellerine pinpon topları, pamuk

parçaları, eşarplar , tüyler alarak bunları uçurmaya çalışırlarmış. Ama henüz çok

küçük oldukları için çok hafif bir şekilde üfleyebilirlermiş.( Çocuklara model olarak

ellerindeki materyallere üflemeleri sağlanır. Ancak çok güçsüz oldukları için çok hafif

üfleyebilecekleri, ellerindekileri yere düşüremeyecekleri hatırlatılır. Böylece kontrollu

bir şekilde üflemeleri sağlanır).

Biraz daha büyüdükleri zaman daha güçlü bir şekilde esmeye başlarlarmış ama hala

ellerindekileri uçuramazlarmış.( Çocuklara model olunarak ellerindeki materyalleri bu

kez biraz daha güçlü üflemeleri sağlanır. Ancak hala yeterince güçlü olmadıkları

hatırlatılır).

Ellerindeki materyalleri halkanın ortasına yere bırakmaları istenir.

Bu arada bazı oyunlar oynarlarmış. En sevdikleri oyun trencilikmiş. Çuh, çuh, çuh

diyerek trencilik oynamaya bayılırlarmış.( Çocuklarla beraber çuh, çuh, çuh …sesleri

çıkarılır). Bazen de komiklik olsun diye puh, puh, puh diyerek oynarlarmış.( Puh, puh,

puh…sesleri çıkarmaları sağlanır).

Çocuk rüzgarlar çiçekleri çok severlermiş. Özellikle de çiçeklerin kokuları çok

hoşlarına gidermiş. Onun için gördükleri her çiçeği uzun uzun koklarlarmış.( Çiçek

kokluyormuş gibi derin nefes alıp ağızdan vermeleri sağlanır).

Çocuk rüzgarlar güçlenmek için hergün birer bardak sıcak süt içerlermiş. Ama sütleri

çok sıcak olduğu için üfleye üfleye içmek zorunda kalırlarmış. ( Sıcak bir şey üflerkenki

gibi kesik kesik üfleme hareketi yaptırılır).

Tüm bu çalışmaları yapıp, güzel güzel uyuyup, iyi beslenince çabucak büyür ve

güçlenirlermiş. Artık güçlü bir şekilde eserek istedikleri herşeyi uçurabilirlermiş. (Daha

önce halkanın ortasına bıraktıkları materyalleri almaları istenir). Veee şimdi herkes

elindekini çok güçlü bir şekilde uçursun.

–“Ben çobanım, işte elimde kavalım. Siz benim koyunlarımsınız.Boyunlarınıza birer kuzu çanı takıyorum. (Öğretmen, tek tek her çocuğun boynuna gerçek kuzu çanı takar veya çan yoksa, hayalî çanları takıyormuş gibi yapar.) Susayan koyunumu dereye su içmeye götüreceğim.(Öğretmen ksilofona tokmağı sürterek dere sesi verir.)Önüne geldiğim koyun zilini sallayarak meleyecek ve peşime takılıp dereye su içmeye gelecek. (Ksilofona yaklaşan çocuk biraz önce öğretmenin çaldığı gibi tokmağı tuşlara sürter ve su içme taklidi yapar.)”.

Haydi hep birlikte balon şişirelim gibi yönergeler vererek nefes açma çalışması yaptırılır.

 

ÇİÇEK AÇMA:  Topluluk halka olur ve gönüllü olan oyuncu ortaya geçerek konsantrasyon sonrası hazır hissettiğinde tohumken çiçek olana kadar açar. İstediği ve ya olmayan bir çiçek olur. Kendi çiçeğidir açan.

 İÇİNDEKİ HAYVAN: Aynı düzenle bu sefer isteyen içindeki hayvanı ortaya koyar. Uykudan uyanır ve uyur.

*Bu iki çalışmada da abartıdan kaçınılmalı, sessizliği kesin olarak sağlamalıdır. Diğer günler de bu çalışmalar denenebilir.

NEFES ALMA


Ø  Ağızda üfleme (dudaklar kapalı durumda)

Ø  Burundan nefes alıp burundan verme

Ø  Burundan nefes alıp ağızdan verme

Ø  Ağızdan nefes alıp burundan verme

Ø  Kamış(pipet) ile hava çekme

Ø  Burundan iki defa nefes alıp, iki defa verme

Ø  Ağızdan iki defa nefes alıp iki defa ağızdan verme

Ø  Kağıt,pamuk,pinpon topu vb. bol nefes ile nesneyi üfleme (yakın-uzak mesafe)

Ø  Nefesli müzik aleti çalma

Ø  Balon şişirme

Ø  Islık çalma

Ø  Burun çekmek

Ø  Öksürmek

Ø  Horlama

Ø  Esnemek

Ø  İç çekmek

a)  “cık”sesi

b)  b)Elini ağzına vurarak kızıl derili gibi “aaa” sesi

c)  c)Ağız şapırdatma sesi

d)  d)Öpme sesi

Müzik Eğitiminde Isınma Çalışmaları: El, kol, vücut hareketleri.
İsim Çalışmaları: İsmini gülerek, yüksek sesle, gururla söylemesi
Eşyalarla ses çıkartma çalışmaları.
Şarkıları
komik, üzgün, kısık sesle söyleme.
Sokak satıcısı olsunlar, satış yapsınlar.
Yürüyüşler: hamile kadın, ağır yük taşıyan, çişi gelmiş çocuk, yerde buz var, yağmur yağıyor, otobüsü kaçırmamak için nasıl yürürüz

27/4/2007

5-6 YAŞ İÇİN OYUNLAR

1-OYUNUN ADI      : Çiftçi Çukura Daldı

YAŞ GRUBU       : 5-6 yaş grubu

GELİŞİM ALANI  : Dil gelişimine yardımcı olur,sosyal gelisime yardımcı olur.

AMAÇ                  : Sözcük dağarcığını geliştirme,Gruba uyum sağlama


OYUNUN OYNANMASI

Çocuklar el ele tutuşarak halka oluştururlar.İçlerinden biri ortaya geçer,çiftçi olur.Şarkı söylenirken sırayla diğer çocuklarda içeri girerler.Onlarda içerde halka oluştururlar.Oyun tekrar edilir.Oyun oynanırken şu şarkı söylenir :
- Çiftçi çukura daldı,haydi peri kızı çiftçi çukura daldı.
- Çiftçi hanımını aldı,haydi peri kızı çiftçi hanımını aldı .
- Hanım çocuğunu aldı,haydi peri kızı hanım çocuğunu aldı.
- Çocuk köpeğini aldı,haydi peri kızı çocuk  köpeğini aldı .
- Köpek kedisini aldı,haydi peri kızı köpek kedisini aldı.
- Kedi faresini aldı,haydi peri kızı kedi  faresini aldı.
- Fare peynirini aldı,haydi peri kızı fare peynirini aldı.
- Peynir yalnız kaldı,haydi peri kızı peynir yalnız kaldı.

 

OYUNUN ADI      : Eski Minder

YAŞ GRUBU       : 5-6 yaş grubu

GELİŞİM ALANI  : Dil gelişimine,Psikomotor ve bedensel gelişime yardımcı olur.

AMAÇ                  : Sözcük dağarcığını geliştirme,Gruba uyum sağlama

OYUNUN OYNANMASI
Oyuncular halka oluştururlar.İçlerinden bir ebe seçilerek ortaya geçer ve halkanın ortasında oturup eski minder adını alır.Oyuncular eski minderin etrafında dönerler ve şu şarkıyı söylerler :
-Eski minder yüzünü göster,göstermezsen bir poz ver.Güzellik mi?şirinlik mi?havuz başında heykellik mi?
Şarkı bititkten sonra eski minder ayağa kalkar ve ‘’ güzellik ‘’ der.halkadaki oyuncular güzellik pozu verirler.Eski minder hangi pozu beğenirse ,o oyuncu eski minder olur.

OYUNUN ADI      :Kralın Oğlu

YAŞ GRUBU       : 5-6 yaş grubu

GELİŞİM ALANI  : Dil gelişimine yardımcı olur,sosyal gelisime yardımcı olur.

AMAÇ                  :Sözcük dağarcığını geliştirme,Gruba uyum sağlama
OYUNUN OYNANMASI

Çocuklar halka oluştururlar.Bir  çocuk kralın oğlu seçilir ve ortaya geçer,şu şarkıyı söyler : ‘’Bir gün kralın oğlu koştu geldi atıyla.Meydandaki kızlara hep baktı sırayla.Kimi geçeyim acaba gelsin binsin atıma.İçlerinden en güzelini seçtim seçtim mukaddes der’’.Kol kola girip oynarlar.Seçtiği arkadaşı kralın oğlu olur ve oyun böyle devam eder.

 

25/4/2007

sensory integration _duyu bütünlemesi NEDİR?

SENSORIK ENTEGRASYON Algilama organlarimiz üzerinden bize ulasan bilgilerin bir araya getirilip, siraya sokulup, düzenlenmesidir. Eger bîr çocuk uyariya uygun, basarili bir uyum saglama reaksiyonunu kendiliginden planlayip uygulayabilirse, sensorik entegrasyon gerçeklesmis olur. Sensorik entegrasyon beynimizin her yerinde sürekli olarak gerçeklesen bir süreçtir. Beyin sapi bu Süreçte önemli bir rol oynamaktadir. Beyin sapinda bilgilerin islenmesi sirasinda yanlis yorumlar, uyari seli, uyan açligi gibi olumsuzluklar olusabilir. Bu süreçte önce gözlem yaparak tek tek algilama alanlari, sonra farkli algilama sistemlerinin birlesiminden olusan entegrasyon adimlari saptanir. Bu adimlar çerçevesinde terapötik öneriler belirlenir. Terapötik öneriler önce beyin sapi tarafindan kontrol edilen süreçlere iliskindir. Bu süreçler: 1-Taktil 2-Vestibüler 3-Proprioseptif uyarilarin islenmesinden olusmaktadir. Elbette ki; 4-Görsel 5-Isitsel bilgiler göz ardi edilmez. Çocugun algilama alanlarinda uyanlari çok fazla veya çok yetersiz biçimde isleyip islemedigi gözlenir. Buna göre alistirma eylemlikleri planlanip adim adim uygulanir. Bir örnekle normal sensorik entegrasyona sahip bir çocukla sensorik entegrasyon bozukluguna sahip bir çocuk arasindaki farki görebiliriz: Ayse 7 yasinda normal sensorik entegrasyonu olan bir kiz çocugudur ve teneffüs sirasinda arkadaslariyla bahçe kaldiriminda kagit oyunu oynamaktadir. Soguk onu rahatsiz etmez çünkü oyundan çok keyif almaktadir. Ancak elleri de üsümektedir ve bu yüzden iyi oynayamamaktadir. Ilk yenilgisinde hayal kirikligi, ikincisinde rahatsizlik üçüncüsünde ise kizginlik hisseder ve ayaga kalkip oyunu birakir, ip atlamaya gider. Ip atlamak onu isitir ve sakinleştirir ve Ayse teneffüsten sonraki derslerine katilmaya devam eder. Betül ise yine 7 yasinda ama sensorik entegrasyon bozuklugu olan bir çocuktur. Ayni sekilde kaldirimda oturmus, kagit oynamaktadir. Oyuna konsantre olamaz çünkü soguk dikkatini dagitir. Ilk iki elde oyunu takip etmede problenyasar. Tekrar dener ama elleri çok hareketsizi esmistir. Birdenbire patlar ve "Bu oyundan nefret ediyorum!" diye bagirarak kagitlari tekmeler, dagitir ve kontrol edilemez sekilde aglamaya baslar. Günün geri kalanini mutsuz geçirir ve sakinlesemez. Derslere katilim gösteremez ve hatta ögle yemegini de reddeder. Sensorik entegrasyonda özellikle 'nasil' a dikkat edilir. Motorik uyum, durus, engellerin ve sorunlarin asilmasina yönelik sensomotorik deneyimler sunulur. Çocugun bilgi edinmesine agirlik verilir. Çocugun materyalleri nasil kullandigi, zorluklarin üstesinden hangi biçimde geldigi, ne ölçüde dikkatli oldugu gözlemin odak noktasindadir. Sensorik entegrasyon tedavisi, çocuga çevresiyle uyum içinde olmayi ve problemlerin üstesinden gelmek için yardim etmeyi ve mutlu, bagimsiz ve anlamli bir yasam sürmesini desteklemeyi amaçlamaktadir. Sensorik entegrasyon tedavisi ile bir organ ya da serebral bir hasar ortadan kaldirilamaz. Ancak var olan islevlerini kullanim için düzenleyebilecek duruma getirir. Sensorik Entegrasyon Bozuklugunun Belirtileri : • Dokunus, hareket, görüntü ya da sese karsi asiri derecede duyarlilik. • Duyusal uyarilara karsi olagandan az duyarlilik. • Olagandan az ya da çok faaliyetle bulunma. • Kaba ve Ince motor hareketlerde görülebilen koordinasyon sorunlari. • Konusma, dil, motor beceriler ve okul hayatinda gecikmeler. • Organizasyon ve davranis bozukluklari. • Özgüven eksikligi. Tipik olarak sensorik entegrasyon bozuklugu olan bir çocuk, yukaridaki belirtilerin bir kaçini gösterecektir. Bir uzmanin degerlendirmesi sonucunda sensorik entegrasyon bozuklugu olup olmadigi belirlenecek ve muhtelif alanlarda çocugunuzun duyusal entegrasyon yetilerinin profili çizilecektir. Bu degerlendirme, standart testler ve duyusal uyarilmaya karsi tepki, durus, denge, koordinasyon ve göz hareketlerinin gözlenmesinden olusmaktadir. Sensorik Entegrasyonun Artirilmasi Için Ebeveynlere Düsen Görevler: Muhtemelen sensorik entegrasyonu kolaylastirmak açisindan bir ebeveynin yapabilecegi en önemli sey, sorunun varligini ve çocugun gelisiminde önemli bir rol oynadigini kabul etmektir. Aile çocugun çesitli duyusal girdilere ulasabilecegi olaylari göz önünde bulundurarak saglikli gelisim ve olgunlasmayi artiracak zengin bir ortam saglayabilir. Duyusal entegrasyonu kolaylastirmak için ikinci önemli bir konu, her bir çocugun ayri ilgileri, tepkileri ve ihtiyaçlari olan birer birey oldugunu anlamaktir. Hiç kimse çocugunuzun gelisimi için gerekli tüm dogru faaliyetleri Içeren bir hazir reçete sunamaz. Ebeveynler çocuklarinin ihtiyaçlarini en iyi sekilde, muhtelif durumlardaki tepkilerini gözlemleyerek analiz edebilirler. Duyusal girdilerdeki degiskenlik kadar çocugun tepkilerinin de degisebilir oldugunun farkinda olunmasi, ebeveynlere çocugun gelisiminde maksimum fayda saglayacak faaliyetler yaratmalarinda yardimci olabilir. Bazi Temel Ilkeler: 1 -Dokunma ve hareket, çocugunuzun dünyayi tanimasinda en az görme ve duyma kadar önemlidir. Çocuk büyüdükçe görme ve duyma, ögrenme açisindan hayati önem tasiyacaktir. Bebeklik döneminde görme ve isitmenin yani sira dokunma ve hareket de asla ihmal edilmemelidir. 2- Yumusak dokunuslar bazi çocuklarda huysuzluk yaratabilir. Genelde derin basinç uygulanmasi yumusak dokunuslara göre daha huzur vericidir. 3-Çocuklar genellikle sinir sistemlerinin ihtiyaç duydugu türden duyusal deneyim türleri ararlar. Dokunma, hareket, koku, görüntü, ses ne olursa olsun bir çocugun duyusal girdi ariyor görünmesi belli tür duyularin arzulandiginin isareti olabilir. Her zaman için çocugun tepkilerini dikkatle izleyerek duyusal gereksinimlerini dikkat çekme ya da suistimal gibi olumsuz sekilde yorumlamamak gerekir. 4-Çocuğun duyuları işlemesi ve tepki göstermesi konusundaki taleplerinize dikkat etmeniz gerekmektedir.Hareketten hoşlanan ve dengesi iyi olan çocuk sallanırken canlı, yaratıcı konuşmalarda yapabilir.Hareketten korkan, denge için özel çaba sarf eden bir çocuk, sallanırken konuşamayabilir.Bir çocuğun duyusal bilgileri islemesi ve otomatik tepkiler vermesinin bir diger çocuga göre daha farkti olacagini göz önünde bulundurun. 5- Duyusal girdiler, canlilik ve aktivite derecesini artirabilir ya da tam tersi bir etki yaratabilir. Duyumlar özellikte küçük çocuklarda sinir sistemi üzerinde önemli etkiler yaratabilirler. Yeni aktiviteler denendiginde çocuk üzerindeki kisa ve uzun dönem etkilere dikkat edin. Çünkü farkli duyusal deneyimler uyku, gida, sindirim, tuvalet aliskanliklari ve organizasyon durumunu etkileyebilir. Iyi bir kural, normal oyun siniri disinda görünen yeni aktivitelere kalkisilmamasidir. 6-Aktif hareket tepki ve davranislari yöneten beyinsel fizyoloji pasif aktivitelerin yönetimine göre farkliliklar tasir. Aktif katilim çocugun faaliyet için insiyatif almasi, planlama yapmasi, uygulamaya girismesi ya da dinamik tepkiler vermesine baglidir. Pasif aktivite, tepki verilmesini gerektirmeyecek duyu ya da hareket saglayabilir. Aktif katilim beyinde gelisim, Ögrenme ve davranislarin daha iyi sekilde organize edilmesine yardimci olacak degisimler için en uygun Imkani yaratir. Çocuk aktif olarak katilim sagladiginda durum hakkinda daha çok kontrole sahip olur. Pasif aktiviteler, tam ters sekilde, çocugun huzursuzluk belirtilerini tam olarak yansitamayabilecegi düsünüldügünde daha çok risk içerir. Bu nedenle yeni duyusal ve hareket deneyimleri planlarken çocuk açisindan aktif katilim saglanmasi üzerinde durmak en uygunudur.